15 Eylül 2013 Pazar

şöyle düşünüyorum imrendiğim hayatlarla ilgili

aslında çaresizlik içinde bir zavallı olmak çok basit bir eylem yazdığınız her satıra bir karşılık düşüyor sevindirecek çünkü sahip olduğunuz şeyler az hatta yok olduğu için yokluğunda var edilmekten başka çaresi olmuyor. o nasıl bir paradokssa artık aklı cin olanın eli çükünden, peyniri tutamayan karganın dili götünden, üzümün darıya ters düştüğünden, her vaktin bir sonrakini itelediğinden, çomağın ite, sabrın bite, aklı olanında rahle terbiyesinden çıkmadığı anlarda dönüyor hep.
öfff be sözlük yok uykum var işte banane hayatınızdan ben işe gidiyorum.

Selam milletü hümayun

Ben osmanlıcayı sökemeyen arap kadar yalnız kaldım bugünlerde hayata, önceden de öyleydi. Çeşmenin başında biz geçelim siz onu çekin dediğinde "hıh işte o" diyen bir çift kısaca öküz ve inekten aldığım haberi tabi ki sizinle paylaşma gafletine girmiycem. Sabır ulan sabır, adamlar tespik çekiyor sen gitarda akor basıyon. Adamlar ipi geriyor sen geriliyon. Millet ailesini överken pireler kıçıma yapışmışmışmışken bende oturup iş dünyası hayallerine dalıyorum dalıyorum dalıyorum dalıyorum hoooooop güzel bir hanımablada geçti üzerimizden ağzındaki küfrü bahşeyleyerek meydane.
Ben kendimdeki aşağılık hissini şöyle farkettim, bana laf atan kişi kapalı, türbanlı veya kısaca türbülansa girmiş bi vatandaş olunca alınmıyorum. Test dahi ettim, 4 ay. Çarp topla böl bilmemkaçbin kalp atışı ediyor. İyi saymalı insan, bizim ufaklığa bile o kadar sabretmedim ben. Recep kısaca o kadar sinir zorlar ki inanmazsın aman kalsın iki satırı yazmayalım diyor yanımdan geçen başka bir ses. Sıkııııcı.
Sakince işime dönüyorum parmaklar biraz paslı.

Evet mekan tasvirine gelelim, az önce sokağın kenarından geçen pembe suratlı mavi elbiseli kız bir kürdün çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Ama en önemlisi bu cümleyi hiç sekteye uğratmadan söyleyecek tek kişi yoktu etrafa çünkü o köşeden 2-3 hafta önce her tarafları kırmızı kesilmiş alakasız kalkanlı insanlar çocuk çığlıkları eşliğinde "gelin laaan gel hadi ......................" şeklinde kendilerini göstermişlerdi. Acı acayip olmaması gereken durumlar zuhur edince allah gibi bir şeye sığınabilmeyi çok isterim. "Ateistin iman korkusu" yakalanabilir bir tür bu, ama sorun şu ki; adı abdurrahim olan birisi için bu o kadar fantastik değil, geçelim bu faslı. Çünkü iman kavgasında benim yaşadığım insanlara bakıp çözümleme yapmaktı. Küçükken kaybettim iman denilen kelimeyi ve inanın kelimesinden soğuk bir nefret tadı aldım. Bu tat hiç hoşuma gitmedi, imansızlık değil anlatmaya çalıştığım. Neyse kafa ütüler bu kısım geçelim.

Aslolan ahenkken birileri düz dümdüz yaşarken hayatını planları tıngır mıngır işlerken ve biz üç kişi bir köşeye sıkışmış esrarı bana verme diye bağıran çocuğu tınlamazken olanlar daha farklıydı.
Tam karşımızda bir anne bir diğeri de ergen dişi oturup hayat planlarını teker teker anlatıyor. Göz ve bünye hayal ve gerçek yaşanmışlık ve hikayeler birbirine giriyor giriyor giriyor.
Aklıma telefon etmek geliyor.
Bizim ufaklığa, recep yani aldırış edilecek bir durum değil. Sadece kendi diyaloglarımı yazıyorum.

-Ben, abdurrahim
-.......................................
-Ben seni aradım çünkü bir şey öğren
-....................................
-Özür dilerim daha çok bir şey söylemek için
-.............................................
-Peki şöyle söyleyeyim o zaman benimle ilgili bir sorun var mı hayatında bana anlatmak isteyeceğin
-.......................................
-Benden bir şey istiyor musun?
-.................................................
-Peki ba
-....................................................
-Peki o zaman şöyle bir şey var
-...............................................
-Hani derlermiş ya en güzel ezan fatihte okunur diye, yalan.



o değilde adam gönlüm hoş olur dedi yahu. gönlü hoş olurmuş. hani adam hiç birşey yapmamış olsa bana şu satırlar yüzünden dönüp arkamı gitmem gerek. ama hesap gene yarım, işi kötüymüş kalbi acıyormuş vs vs vs.
hesap bende hep dön bana dönelim. olmaz mı? bitti.