6 Şubat 2013 Çarşamba

İş ve işsizlik kurumu

Geçen bir işsizlik söyleşisi yaptık mahallenin sakin abilerinden biriyle. (tabi bu sırada ulan adamlar ne müzikler yapıyor derken gitarın her teline bir nota vurduğumda gümbür gümbür seslerle eşlik alt komşuyuda düşünüyorum.)
Şöyle ki; amca koyayım memlektin haline kriz bize vurdu vura vura derken arka planda "obladi oblada yürüyerek nerelere gitsem ne yapsam" diye düşünüp duruyorum. Amca sıkıcı ben dahada sıkıcıyım o an..
Monologlar havada uçuşuyor. Amca küfür ritminde bense o an hiçbi boka küfretmek istemiyorum bana gitar çaldırtmak istemeyen alt komşudan başka... La la la durum bu ama şu işsizlik kurumunu açmak istiyorum amcada dikkat ettiğim bir söylem vardı kaçırmadım.
Oğlum bu devirde işsiz kalmak zor dedi.
Hakkaten öyle arkadaş; iş bulmak değilde ulan işsizlik ne başa bela bir durum böyle. Gitara uygun göt kadar bir vida bulamıyorum gideceğim yere iki adım yürüyeyim diyorum gene gidemiyorum. Mal gibi cevapları bekliyorum; pazarlama işinden arıyorlar, "bu akılla ben seni pazarlasam olmaz mı" diyorum telefondakine.
Aziz amcamızın söylemi tabi ki basit ama ulan iş ararken aç kurt olmak; işi bulduktan sonra sulak alanlar arayan sürü lideri misali iş yığınlarını bir sıraya düzene soktuktan sonra bunları tek kalemde halletmeye çalışmak mı benim dünyam diye sordum sordum sordum. Tabi ki cevap bulamadım. Düşünsene bir işçi basit bir işçi sadece; aldığı maaşla yargılanır böyle bir "parasal-kapital" sistemde. Oysa işi almak, yapmak, takip etmek olmazsa fırça yemek daha hızlı çalışmak daha verimli hale gelmek daha çok şey yapmak yapılmasını sağlamak... Offf saydıkça başım dönüyor.
İnsanın parası olsada bir işi olmasa ne çok yapacak şeyi olur halbu ki kazanmak için bu kadar belaya sahibiz. Düz bir mantıkta doğal çıkarım, kapital alanın dışında soyut bağlamda yargılarsanız değersiz olmalı. Para kapitalin ilk döngüsümüydü ki? Linyit kömürü başımıza bela mı olmalı?

Senin rock'n roll solosuyla ettiğin sözleri mi yiyelim bu akşamda. Gitar çalmalı Belle sebastianı ihmal etmeyin anacağım. Ben yazıyorum sizde dinleyin bak.. Dinlememezlik etmeyin onuda atayım aşağılara kendinize getirir. Kaşarlı yumurta yapın, ıhlamur için akşama spagetti.. böyle hayat çekilmez diyorsanız işsizlik kurumunun intihar poliçesinden yararlanın derim. Kısa ve öz. Birgün birilerine soracağım insanlar neden bu kadar güzel müzikler varken "sevdiğim sen sevmedin diye kestim ben çükümü oo yee" sözlerini dinlerler dinlerler dinlerler delirtirler dellendirirler diye..
ne zaman bilmiyorum, işssizlik kurumu kurulursa (bu durumda iş kurumuda gerekir) çok yoğun olacağına eminim. Kurulmazsa kime yediririm lan ben bu dertleri.. Derhal kurulmalı derhal!!



4 Şubat 2013 Pazartesi

Ama efendim olmaz ki öyle, öyle, öyle


Sözün kısası bu orkestra bu üflemeliler ve yaylılar bu rastın gamları başka coğrafyada yok ki arkadaş, müzisyenlerin her ne kadar trt sıkıntılı demesine kulak tıkayarak devrimci gömleklerinide dolaplara asarsak bu müzik böyle bi dinledikçe dinlendiren kendini dinlettiren bir şey be yahu. Hepimiz büyüdük.
Nedir bu akşam tavrı denilirse rahatsız oldum arkadaşım; neden sevilmesin ki bu müzik bu ülkenin gençleri tarafından "lan yavşaklar hepiniz bubanızın ananızın yanından her cumartesi gecesinde bu şarkıları dinlemediniz mi?" diye soramıyorsun gelen nesil uydu anteni gibi abicim. e hal böyle olunca pitbullu terrierli içinde melodik yok değil tek bir notayı bulamayacağın (ki dünyada böyle tarzlarda var ama işte bu bir dinlendmiyor abi yani yok birşey bir özelliği yok bu yeni popülerin velhasıl) gençlik filizlenmiş oluyor ki vapurda otobüste muhabbetler şenlik gibi oluyor.
O aletleri (iphone) toplayın gençlerin elinden rihanna'dan tut (gene bi nevi güzel r&b diye sıçtıkları blues bile olsa az bi ses var) pitbull bilmemneyine kadar facia. Kendini gecenin 3ünde taksim istiklalde ses  yığınının içinde bulursun kısaca, şenlik... Pih işte buda böyle bir günün stres atma cihazı oldu acıdım. Cümlede kuramıyorum bugün biraz tsm dinlemeli. Canım çekti yahu.
İşin güzel tarafı armoni zengin tutulduğundan bu orkestrada kayıt kalitesi sorunlarının dinleyiciye yansıdığı -güçlü kolon vb. ekipman-  ihtiyacıda yok. Veriyor damardan melodileri iş tamam. Yani bile bile sevdirir kendini. Türkiyeli olmakla gurur duyulabilecek tek tarafı taşıyan nadide, güzide bir yapım. Sevelim, sevdirelim dünya hepimize yeter. yunus emreyede yettiği kadar bi nevi. Sustum, söz valla bak....

1 Şubat 2013 Cuma

Psikopat sukie ve yalın çaresiz gerçek korkuluklarımız


Şimdilik sizde bilmediğinizi iddia etsenizde bu psikopat Sukieyi hemen tanıyacaksınız üzerinizde bilim kurgu elemanı tavırları sergileyen hep uzatmalı addettiğiniz sevgiliniz, alt komşunun garip garip bakan örümcek ruhlu kızı, muhtemelen sizi çekiştirmekten zevk alan işteki dişi kişiler.. belle sebastianda müzik yapıp herkesi amelie sanmak yerine sukie zannedin bir psikopatınız olsun demek istemiş herlde biz müzik sever şizofrenlere. amn, çükübenis.

Bir söylenti, bir ataletlik durumu -1-

bir alman işçisi sibiryada iş bulur. mektupların sansürcüler tarafından okunacağını bildiğinden arkadaşlarına şöyle yazar: aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim. benden aldığınız bir mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur. kırmızı mürekkeple yazılmışsa yanlıştır. bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alırlar. burada her şey harika. dükkanlar mal dolu. Yiyecek bol, apartman daireleri geniş ve güzel ısıtılıyor. sinemalar batının filmlerini gösteriyor. sokaklar işveli kızlarla dolu. burada tek bulunmayan şey kırmızı mürekkep. istenilen tüm özgürlüklere sahip olunduğu fikrinden yola çıkılıyor. ama sonra tek eksiğin kırmızı mürekkep olduğu ekleniyor. kendimizi özgür hissediyoruz çünkü özgür olmayışımızı ifade edecek o dilden yoksunuz. -gerçeğin çölüne hoş geldiniz slavoj zizek Tanrının en sevmediği şeyleri göstererek konu edinen Hollywood'dan çıkma bir şehirde porno stüdyolarının olması bana daha ilginç geliyor fakat şimdilik bu başlangıç noktasıyla dildoları,sex bebeklerini inceleyebileceğiz sanırım. Adam zaten liberal olduğunu farazi durumlarda açıklıyor. Komünizmin bu adama yaptığını ben yapsaydımda ne olacaktı ki? Kişisel değilde görüşlere bireysel takılmak sakıncalı kırmızı mürekkebi bir fahişenin reglinden elde edebilir bu dünyanın insanı. Sorun körlüklerde saklı belkide, özgür olmak için kimsenin saklanmasına veya savaşmasına engel yokki liberal bir dünya kitinde. İsteyen istediği bokun içinde yüzebilir ve dünya liberallerin yağlı kollarında aşka bir adım daha sokulabilir ama sorun dahada özgürleşen sistemin bireysel müdahalelerini bu kadar bıçak sırtı hissettirdiği kitleler ne yapmalı.. Ekonomimiz mi liberal olacak, Zizek mi Erdoğanı kovacak derken biz ne zaman kalkacağız ki Mahmut amcanın komşu oğlunu kızıyla yatakta bastığı andaki siniriyle sistematik kriz odaklarına. Ben bilmem sen bilmen kim bilebilir. Akşam akşam gene..