1 Şubat 2013 Cuma

Bir söylenti, bir ataletlik durumu -1-

bir alman işçisi sibiryada iş bulur. mektupların sansürcüler tarafından okunacağını bildiğinden arkadaşlarına şöyle yazar: aramızda gizli bir haberleşme sistemi belirleyelim. benden aldığınız bir mektup sıradan mavi mürekkeple yazılmışsa doğrudur. kırmızı mürekkeple yazılmışsa yanlıştır. bir ay sonra arkadaşları ilk mektubu alırlar. burada her şey harika. dükkanlar mal dolu. Yiyecek bol, apartman daireleri geniş ve güzel ısıtılıyor. sinemalar batının filmlerini gösteriyor. sokaklar işveli kızlarla dolu. burada tek bulunmayan şey kırmızı mürekkep. istenilen tüm özgürlüklere sahip olunduğu fikrinden yola çıkılıyor. ama sonra tek eksiğin kırmızı mürekkep olduğu ekleniyor. kendimizi özgür hissediyoruz çünkü özgür olmayışımızı ifade edecek o dilden yoksunuz. -gerçeğin çölüne hoş geldiniz slavoj zizek Tanrının en sevmediği şeyleri göstererek konu edinen Hollywood'dan çıkma bir şehirde porno stüdyolarının olması bana daha ilginç geliyor fakat şimdilik bu başlangıç noktasıyla dildoları,sex bebeklerini inceleyebileceğiz sanırım. Adam zaten liberal olduğunu farazi durumlarda açıklıyor. Komünizmin bu adama yaptığını ben yapsaydımda ne olacaktı ki? Kişisel değilde görüşlere bireysel takılmak sakıncalı kırmızı mürekkebi bir fahişenin reglinden elde edebilir bu dünyanın insanı. Sorun körlüklerde saklı belkide, özgür olmak için kimsenin saklanmasına veya savaşmasına engel yokki liberal bir dünya kitinde. İsteyen istediği bokun içinde yüzebilir ve dünya liberallerin yağlı kollarında aşka bir adım daha sokulabilir ama sorun dahada özgürleşen sistemin bireysel müdahalelerini bu kadar bıçak sırtı hissettirdiği kitleler ne yapmalı.. Ekonomimiz mi liberal olacak, Zizek mi Erdoğanı kovacak derken biz ne zaman kalkacağız ki Mahmut amcanın komşu oğlunu kızıyla yatakta bastığı andaki siniriyle sistematik kriz odaklarına. Ben bilmem sen bilmen kim bilebilir. Akşam akşam gene..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder