Hep yeni olduğu söylenen bir dünyada yaşıyoruz düzenli topluluklar olarak ve bu gerçeği çok şey vadeden gelecek yalanlarımızla süsleyipte servis ediyoruz kendimize. Kendi ellerimizle yaptığımız başka bir zarar ziyan yok sanki. Dünyanın her köşesinde farklıdır ekmek odacıkları veya fabrikaları, çünkü hiçbir kültür aynı ekmeği yapmaz. İllaki mayalanır hamur farklı yorumlarda, hepimiz işçi olarak doğurulmayız birileri tarafından. Yalan bulmak kolay sonrasında. Bir 6*24 kadar sıkıcı yaklaşamayız hayata ve onun söylediği hikayelere. Kimi ilkokulda dünya edebiyatını sever.
Ekmek odaları... Her kültür kendi ülke sınırlarında ekmeğe standartını koymuş olarak yaşar, her kültür kendi ülke sınırlarında kendi ekmeğini över. İş gücü hep ekmek odalarında saklı kalır, ustalık, dökülen ter, verilen yıllar, her ay 3-5-10 gün geciktirilen paralar. Akşamın karaltısına sarı bir lambayla ışık tutarak ekmeğin rengini güzel bir fotoğrafla bezeyebilirdim son günlerde çok canım sıkkın yapamadım. Hep 6*24 lerle ve hep meşgul ve hep sinir ve hep uğraş içindekilerle zamanı değerlendiriyorum belkide. Oysa biraz aylaklık yapıp adalara belki ve illaki yoksul dertlerin en uzağına gitme hakkım olmalı. Bir insan nasıl 6*24 kafasını sisteme ve gereksinimlerine köle ederse bende kendime bir zenginlik efendisi bulmalıyım ve kurtulmalıyım bu 6*24'e dahil olmaktan. İnatla başaracağım. Her ekmek ustasının kıvıracağı bir durum olmalı yaptığı iş o kadar yalınken...
Ekmek odaları hep basit, hep aynı, tatları hafif değişik hamurlarıyla ünlenirken bende kendi hayatıma böyle bir yetenek vermeliyim. Bu şart, bütün emekçilerin ekmek odaları kutlu olsun süpaneke yüce ata.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder